Bir azim ve başarı öyküsü…
Kötü olarak gördüğümüz olayları değiştirmek ve iyi bir şeyler yapmak için çaba sarf etmek aslında her birimizin elinde. Aynı Bego Demir gibi… Bego Demir ismini yıllar önce katıldığım modayla ilgili bir etkinliği araştırırken rastladım. Gerçi kendisine ulaştığımda bu etkinlikle aslında uzaktan yakından ilgisi olmadığını öğrendim. Büyük ihtimalle etkinliği düzenleyen kendisini takip ediyordu. Yani benim kendisiyle tanışmam merakım ve tesadüf sayesinde oldu. Temiz giysi için çalıştığını, giyim sektöründe çalışan işçilerin haklarını savunduğunu ve kendi jean markasını kurduğunu biliyordum ama altından çıkan hikaye beni hem şaşırtıp üzdü hem de bir sorun olarak gördüğü bir konuyu değiştirmek için emek harcamasına, bu yolda başarılı olmasına da sevindirdi. Ben de kendisine sorular yolladım. Bu süreçte kendisiyle ilgili bir gazetede röportajda yayınlandı. Ancak o röportajı okumayan ve kendisiyle bu röportajda tanışacak olanlara Bego Demir’den bahsedeyim… Küçük yaşta İstanbul’a gelen ve kot taşlama işçiliğiyle geçinen Demir, bir süre sonra akciğerinin yüzde 46’sını kaybettiğini öğrenir. Kendisiyle aynı işi yapan arkadaşlarından ölenler olur, o yılmaz gerek kendi gerekse işçi arkadaşlarının haklarını savunur. Büyük bir inançla başladığı kot kumlamayı durdurma çalışmaları, Türkiye’de sonuç verince yurt dışına açılır ve tek tek derdini anlatmaya başlar. Yurt dışında da büyük ölçüde başarı elde eder. 2013 yılında Temiz Giysi Kampanyası’nı ardından işçi hakkını gözeterek kurduğu markası Bego Jeans’i kurar. İnanç, azim ve kararlılıkla çıktığı yolda pes etmeyen Bego Demir’le yaptığım kısa röportaj takdimimdir.
GURBETTE BİR ÇOCUK İŞÇİ
Öncelikle sizi tanıyalım; nerelisiniz? Nasıl bir ailede büyüdünüz?
Adım Bego Demir, Bingöl’ün bir köyünde doğdum. Okul yaşına geldiğimde yatılı okuyup yazları da aile işine katkı sunarak büyüdüm. Ailem hayvancılık yaparak geçiniyordu. Hayvancılık yapmaya şartlar el vermediğinde de göç başladı yani gurbetçilik. Ben 15 yaşında ailemin geçimine katkı sunmak için çocuk işçi olarak İstanbul’a geldim.
Kot işçiliğine nasıl ve ne zaman başladınız? Kot işçiliğiyle beraber eğitiminizi nasıl sürdürdünüz?
1995’te yılında İstanbul’a geldiğimde kot kumlama atölyesi yatacak verdiği için bana cazip gelmişti ve çalışmıştım. Zira o yaşta kiralayacak ev veya bekar odası bulmak mümkün değildi. Kot kumlamada kum tozunu gündüz çalışarak, gecede kaldığım yerde soludum. Okula birkaç yıl ara vermek durumunda kalmıştım. Yetişkin olmaya başladığımda önce liseyi akşam lisesinde başlayarak açık öğretimde bitirdim. Üniversiteyi de Anadolu Üniversite Açık Öğretim Fakültesi’nde okudum.
BİLGİSAYARDA KENDİMİ GELİŞTİRDİM
Akciğerlerinizin yüzde 46’sını bu meslek yüzünden kaybetmişsiniz. Sonraki süreçte neler yaptınız, hayatınızı nasıl sürdürdünüz?
Kendi hak mücadelemi (kot kumlama işçileri mücadelesi) vermeye başladığımda hayatıma bilgisayar girdi. Bilgisayarda kendimi geliştirerek programcı oldum. Yıllarca bu mücadeleleri gönüllü yaparken bir turizm şirketinde programcı olarak çalışıp hayatımı idame ettim.
Kot işçiliği yaparken hayatlarını kaybeden arkadaşlarınızdan bahsettiniz. Aileleri, hayatlarını kaybedenlerin ardından haklarını alabildi mi?
2008 yılında Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’ni kurup mücadeleye başladık. 2009 yılında kot kumlama Türkiye’de yasaklandı. İkinci başarımız silikozisin tedavisi, Bakanlar Kurulu kararıyla ücretsiz hale geldi. Son olarak 2011 yılında 6111 sayılı torba kanununa iki madde ekleterek bütün silikozis hastalarını emekli ettirdik. Bu mücadelenin sonuçlandığını gören arkadaşlarımız bu haklardan faydalandı. Ancak mücadele sonuçlanmadan hayatını kaybeden arkadaşlarımızın aileleri faydalanamadı.

BİRÇOK ÜLKEDE SES YÜKSELTTİM, EYLEM YAPTIM
Moda dünyasında kot işçiliğiyle bilgilendirme yaptığınızı biliyorum. Yurt dışındaki serüveninizi, kimlerle görüştüğünüzü anlatır mısınız?
2011’de İngiltere’deki bütün moda okullarını dolarak kot kumlamayı ve sürecini bilmeden istenilen efektlerin işçiler üzerindeki hayatını anlatarak başladım. Birçok ülkede etkinlikler/eylemler yaparak ses yükseltim. Temiz Giysi Kampanyası network’uyla beraber 100’den fazla markayı ikna ederek tedarik zincirinde kot kumlama yapmayacaklarını deklare ettik.
Sürdürülebilir moda ve temiz giysiyle ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Kot kumlama işçileri mücadelesini verirken, aslında bütün tekstil işçilerinin zor koşullarda çalıştığını gördüm ve mücadelemi bütün tekstil işçileri için büyüterek 2013’te Temiz Giysi Kampanyası’nı Türkiye’de kurdum. Tekstil işçilerinin çalışma koşullarını iyileştirmek ve sektörü daha sürdürülebilir hale getirmek için çalışmalarıma hız verdim. Bu çalışmayı da tüketici bilincini artırarak, oradan aldığım yumuşak gücü markalara karşı kullanarak yaptım. İşçilerin taleplerini yerine getirirken, markaları adil bir şekilde üretim yapmaya zorladık. Sürdürülebilir moda; çevreye doğaya insana zarar vermeden, sezonsuz, uzun süre giyimi vaat eden ve dünyadaki bir bütünün parçası olduğunu öngören bir moda. Temiz Giysi ise çocuk emeği kullanılmadan üretilen, insanca yaşama koşullarına yetecek ücreti alan işçinin ürettiği, çevreye ve doğaya zarar vermeden, anayasada tanımlı olan sendikal hakka saygı duyan işyerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınarak, işçilerin hayatını riske atmadan üretilen giysidir.
MODACILARIN YAKLAŞIMI BENİ HEYECANLANDIRIYOR
Bugünkü modacılar sürdürülebilir moda ve dönüşüm kavramlarına dikkat çekiyor. Siz bugünkü moda kavramı için ne düşünüyorsunuz?
Evet, son yıllarda modacılar sürdürülebilir modaya daha fazla yaklaştılar. Bu benim pozitif gördüğüm ve heyecan duyduğum bir yaklaşımdır. Gideceğimiz başka gezegen yok, eninde sonunda hepimiz farkına varacağız. Gelecek dönüşümde, modacıları kendileri ile beraber tüketicileri ve markaları da dönüştürmeye gayret etmeli. Ancak genel olarak bu kavram yoğun olarak çevreyle sınırlı kalıyor. Bence sürdürülebilir moda kavramı bir bütünün adıdır. Ürünün materyali ile beraber üretimi de kapsıyor. İnsanı ve doğayı merkeze alıyor.
Bego Jeans’te nasıl bir çalışma izliyorsunuz? Bu markayla yapmak istediğiniz nedir? Herkesin bir hayali vardır sizinki ne?
Bego Jeans, 2019 yılında bir yıllık bir AR-GE çalışmasının sonucunda, birçok kişi ve kurumun desteği ve katkılarıyla kuruldu. Bego Jeans’in temel prensibi çevreye, doğaya, insana saygılı ürünler üreterek Temiz Moda Hareketi’nin öncüsü ve davetkarı olmak… Bego Jeans örneğiyle tüketicilere adil bir ürün sunmak, markalara da adil ürün üretme konusunda ilham olmak istiyoruz. Benim hayalim bedel ödediğim moda sektörünü, Temiz Moda Hareketi’yle dönüştürmek. Bu hayal için mücadele edeceğim.
Not: Kişisel sitemdeki haberleri sıcağı sıcağına okumak için www.asliornek.com’a üye olmayı unutmayın!

2 comments
Bizi tanıştırdığın için teşekkürler gerçekten müthiş bir mücadelenin öyküsü
Çok teşekkür ederim. Beğenmenize çok sevindim