Doğadan gelen doğal koruyucu: Propolis

Bir süredir en çok istediğim üç şey; hayatımdaki inorganik ürünleri en aza indirmek, poşetli yiyecekleri daha az tüketmek ve yeni eşya alımımı sınırlandırmak… Vücudum için daha yararlı şeyleri yemek ise son 5 yıldır en büyük hedefim. Bu nedenle 3 büyük not defterinde türlü notlar ve tarifler alıyorum. Sürekli yeni öğrendiklerimi yazdığım gibi, uyguluyorum da. Kendi üzerimde uyguladığım başarısız sonuç da olmadı şimdiye kadar. Evde hazırladığım pek pişirme gerektirmeyen tariflerde de balı çok sık kullanıyorum. Bal çok ilginç bir gıda maddesi, kendine özgü bir kimyasal bileşimi var. Doğalında çok düşük nem barındırıyor. Ph değeri 3-4.5 arasında olduğu için aşırı asidik ve içinde yaşamaya çalışan her çeşit mikrobu öldürüyor. Bir arı, bir çay kaşığının ucu kadar bal yapmak için 240 kilometre uçuyor. Peki arının öneminin farkında mıyız? Doğayla uzaktan yakından ilgilenenler biliyordur ama arı, tozlaşma yaparak bitkisel iletime destek oluyor. Şu anda beslenmemizde çok önemli yer tutan pek çok bitkisel ürünün mimarı da aslında arılar. Einstein ‘Arılar olmazsa yaşam 4 yılda biter’ demiş ve çok haklı çünkü markete gittiğinizde aldığınız meyve ve sebzelerin yüzde 80’inin oluşumu arılara bağlı. O nedenle arılar yaşamın sürdürülebilirliğinde çok önemli. Ben bunları izlediğim ve okuduğum çeşitli kaynaklardan notlar almışken, önceki gün bir televizyon kanalında Doktor Emel Damarlı’yı gördüm. Oldukça bilinir bir bal şirketi için çalışıyormuş. Propolis’i anlattı ki, oldukça ilgimi çekti. Korona virüsten koruyucu olarak öne çıkan arı ürünlerinden biri olarak propolisle ve arılarla ilgili anlattıklarını okumak isterseniz, aşağıda:

Dr. Emel Damarlı
PROPOLİS NEDEN ÖNEMLİ?
- Arılar varsa yarınımız var. Arının önemli ürünlerinden bir tanesi doğal bal, diğerleri polen, propolis, arı sütü, arı zehri gibi farklı arı ürünleri… Tüm bu ürünlerin sağlık faydası apiterapi olarak tanımlanmış. Api terapi, bazı hastalıkların tedavisinde destekleyici olarak kullanılıyor. Arılar uçan eczacı ve doktor, kovan ise hastane olarak tanımlıyoruz.
- Pro savunma, poliste şehir demek. Propolis Yunanca bir terim… Yani şehrin ya da kovanın savunması gibi düşünebilirsiniz. Arılar kovana genelde propolis kaplı bir kanaldan geçerek giriyorlar. Böylelikle hem kendilerinin, hem de kovanın hijyenini sağlıyorlar. Peki propolisi nasıl yapıyorlar? Bulundukları bölgedeki ağaçlar, yapraklar, çiçeklere gidip, yeşillikleri toplayıp kendilerinden de enzim katarak değişikliğe uğratıyorlar, bu şekilde üretiyorlar. Hem kovan, hem de içerideki arılar korunuyor. Özellikle son 10 yıldır bilim dünyası propolisle ilgili çalışmalara büyük önem verdi. Pandemi sürecinde de öne çıktı. Antimikrobiyal, antiviral, antitimör ve antioksidan etkisi var. Antioksidan ne demek? Vücudumuzda, bağışıklık sistemimizde hastalık yapan serbest radikalleri antioksidanlar tutuyor ve hastalıkları önlüyorlar. Propolis de bunlardan bir tanesi. Yaralanmalarda, yanıklarda çok büyük etkisi olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmış. Ayrıca ağız enfeksiyonları için de kullanılıyor.
KORONA VİRÜSE KARŞI FAYDASI VAR MI?
- Propolisin bağışıklık sistemiyle alakasına gelince… Virüsler canlı ortamda üreyebilen parazitler. Ne yapıyorlar? Virüsler hücre duvarına yapışıyor ve hücre içine enfekte olup, enfekte ettikleri hücrenin enzimlerini de kullanarak orada çoğalıp, sağlığımızı riske atıyorlar. Korona virüs de bunlardan bir tanesi. Korona virüste solunum yolları aracılığıyla akciğere kadar inebiliyor. Propolis’in içindeki asit, bu virüsün akciğere kadar inip, solunum yetmezliğine kadar gidebilen ve ölümlere neden olabilen virüse karşı koruyucu bir kalkan oluşturuyor. Dolayısıyla bu hastalıklara karşı koruyor. Bağışıklığı destekliyor.
- Propolis kullanırken kovandan alındığı haliyle kullanılmamalı. Çünkü direkt alındığı gibi kullanıldığında içinde bal mumu ve doğadan gelen organik ve inorganik maddeler içerebiliyor. Dolayısıyla etken maddesinin özütlenmesi gerekiyor. Propolis, aç veya tok karnına tüketilebiliyor ama doğası gereği propolis acı. Acı olduğu içinde balla karıştırmak, dondurma, yoğurt ya da meyve suyuna koymak en etkili tüketme şekillerinden. Dolayısıyla sıcak ya da soğuk fark etmiyor propolisi tek başına değil de, tatlı gıdalarla tüketmek gerekiyor. Çocuklar ve yetişkinler olarak iki farklı doz öneriliyor. 4-10 yaş arası çocuk, 11 yaş ve üstü yetişkin olarak tanımlanıyor.
- Dünyanın her yerinde propolis üretilse de içeriği bölgelere göre farklılık gösteriyor. Bizim de içinde bulunduğumuz enlemler subtropikal bölge olarak adlandırılıyor ama ekvatora daha yakın bölgeler daha tropikal bölgeler. Her bölgeden elde edilen propolisler arasında farklılıklar oluyor ama ülkemizde kavak ağaçlarından elde edilen bir propolis çeşidi var. Bu kafeik asit ve fenetil esteri bakımından zengin. Ama tropik bölge dediğimiz Brezilyanın da içinde bulunduğu bölgelerde yeşil propolis var. Daha farklı bir ağaç, farklı bir reçine. Hepsinin farklı farmakolojik etkileri var.
- Etken maddesi düşük propolisler olabiliyor. Ya da toz propolisler bal mumuyla karıştırılarak doğal propolis gibi verilmeye çalışılabiliyor. O nedenle bildiğiniz arıcılardan ya da güvenilir markalardan takip etmek şart.
Önemli not: Arı ve arı ürünlerine karşı duyarlılığınızın olup olmadığını öğrenmeniz önemli.
